Atatürk’ün en yakın koruması Ardahanlı Celal Tunus
Kimliksizler Kisiliksizler…
Ümit KILIÇ'ın bıraktığı boşluk...
Dernekciliğin Cılkını Cıkardık
 
ZİYARETÇİ DEFTERİ
Ziyaretci Yorumları
E-posta Adresi :
Şifre :
  
 Şifremi Unuttum 
Çanakkale Savaşından Ardahanlıların Alacağı Çok Ders Var!.
Ardahan İli tanıtım envanteri
Bir tür kişilik üzerine
Vatana dönüş yolunda Ahıskalıların mücadelesi
Açık Kapı Cami Günü
Başkan İstifa!
kahraman
Dernekler
Kapitalizm ve Yoksulluk
TÜRKİYE'DEN HABERLER
Ardahan'ın gerçekleri
Tuncer DAĞ
04.03.2007
ARDAHAN TARİHİ

 

 

 

 

 

 

ARDAHAN   TARİHİ

 

BAŞLANGIÇTAN İLK İSLAM FETHİNE (646) KADAR

      Yukarı Kür boylarının yazılı belgelerde anılarak "Tarih Çağı"na girmesi, "İlk Türkler"den sayılan ve Sümerlilerle soydaş olan "yuvarlak başlı (Brekisefal), bitişken-dilli"Hurrilerin torunlarından Van Gölü çevresinde güçlü bir devlet kuranlar zamanında görülmektedir. Sümerlilerin ilk defa icat ettiği çivi yazısını  kullanan Van Gölü çevresindeki bu devletin ülkesine, güney komşuları Asurlular, M.Ö.1280 yılından beri "Yukarı El-Ülke" anlamında "Ur-Artu" diyorlardı. Urartular ise baştanrılarına göre kendilerini "Khaldi" diye anıyorlardı. Eski Van (Tuşpa) şehrini merkez edinen Urartular'dan Kral II.Sardur (M.Ö. 753-735), Çıldır-gölü güneybatısındaki Taşköprü Köyü kayalığına kazdırdığı buraların fethini anlatan yazıtında, Çıdır-Ardahan ve çevresini, "Ukhiemani" beyliğinden aldığınını anlatır. Başka bir yazıtında da Çoruh Irmağı boyunda (Bayburt'tan Batum'a kadar, Artvin ve Ardanuç dahil)"Kulki adlı güçlü bir kavmi yendiğinden bahseder. II.Sardur'un yazıtlarında yer alan her iki kavimde, Aryani (Ortaasya) kökenli kavimlerdir.           

İskitlerin hükümdarı Kışlık başkent yaptığı Kür'e sağdan karışan Terter çayı boyundaki Partav veya Barda şehrine adını vermişti. Sakalar'ın bütün Kür, Aras ve Çoruh bölgesine olan hakimiyetleri Heredot Tarihinde Türklerin hakimiyeti diye gösterilmektedir. Ayrıca Bölgenin Ardahan Sancağı kesiminin "Bun-Türkler" (Otokton-Yerli Türkler) tarafından idare edildiğini yazmaktadır.

            II.Sardur'un oğlu Kral I.Rusa/Ursa (753-713) zamanında, Kafkaslar ve Karadenizin kuzeyinde M.Ö.2000 Yılından beri yaşayan ve sonraki Hazar ve Bulgar Türklerinin mensubu bulunduğu "Kıpçaklar"ın ataları olan "Kimmerlerin" ülkesi,aynı soydan gelen "Sakalar"ın akınına uğramıştı. Saka (İskit) Türkleri M.Ö.720 yılında Kimmerlerin Doğu Kolunu Kafkas sıradağlarının güneyine sürdüler. Sarı saçlı,Kumral, Gök gözlü Kuman/Kıpçak tipinde olan Kimmerlerin İskit Türklerinin önünde Kür, Çoruh, Aras ve Yukarı Fırat ırmakları boyuna yayılarak yerleşmeleriyle Ardahanı da içerisine alan bölgede Türklük hayatı başlamış oldu. (M.Ö.720)

            İlk olarak yunanca yazılıp M.S.V.Yüzyılda Gürcü diline çevrilen "Kartlis-Çkhovreba"adlı tarihin başlarında Kimmerlerin gelip Ardahan'ıda içerisine alan Kafkasların güneyine hakim oluşlarını anlatır. Makedonyalı İskender'in ordusuna karşı koyan "yaman Savaşçılar"dediği Kimmerlerin Ardahan Civerindaki "Kamara"dağı civarında verdikleri mücadeleyi yücelterek anlatır.

            M.S. 680 yılında İskit Türkleri, hükümdarları Bartatua öncülüğünde çok kalbalık göçler halinde Kafkas geçitlerini aşarak, itaat etmeyen Kimmerleri Kızılırmak boylarına kaçırttılar.

            Bartatua'nın oğlu (Bazı kaynaklara göre torunu) İlk Türk Cihangiri Afrasyab ünvanlı Alp-Er Tunga olup Karpat dağlarından Doğuda Çin'e kadar Doğu Avrupa ile Asyaya hakim olmuştu. Çinlilerin"Su"Hintlilerin "Sakya" Heredot Tarihinde "Basilik"Ermeni ve Süryani kaynaklarının "Si-Unik"dedikleri Saka-İskit Türklerinin Ardahan Sancağı kesimine yerleşen Urugları şunlardır:

1. Merkezi Lorı/Loru Kalesi olan Borçalı kesimi

2. Bir güçlü oymaktan adını aldığı anlaşılan "Artahanlar" (Bugün halk arasında ve Osmanlı resmi belgelerinde belirtilen: Küçük Ardahan/Göle, Büyük veya Kara Ardahan ve Meşe Ardahan /Hanak Kesimi)

3. Çıldır Gölü ve Ahılkelek ile Ahıska kesimini içine alan ve "Çav"lar anlamına gelen eski-Türkçe bir ad ile anılan oymak. (Çin-Çavat kelimesi Katip Çelebinin Cihannüma isimli eserinde de geçmekte olup bugün bile yörenin yerli halkını belirtmek için kullanılan bir kelimedir. Anlamı Çin Türkistan?ından gelme demektir)

            Böylesine 3000 Yıllık bir Türklük bölgesi olan Ardahan Sancağı kesiminin şimdi de izahlı bir kısa kronolojisini görelim. Aşağıda işaret edilinceye kadarki yıllar M.Ö.'sini gösterir.

            120'de İskitlerin Horasan kolundan Daha'ların Parn boyundan çıkarak, Makedonyalılar'ı Horasan (Bakterya), sonrada İran ve Iraktan kovan Arşaklı/Partlılar'ın "Büyük" ünvanlı ve IX. Arşak lakaplı Kralı II.Mitridat (123-88) Romalılar'a tabi Persli soyundan "Armenya" (Yukaru Eller) ülkesindeki Artaksiyalılar'ı yenerek Çoruh ve Kür boylarıyla Azerbaycan'a hakim oldu. Bu sırada onun kardeşi Vel-Arşak,yeni fethedilen bu ülkelere düzen verirken, "Karkarlı Beyliği" denilen "Gugarlar"ülkesi beyine kafkas dağları cephesini korumak üzere uçbeyi ünvanı ile Kuzey Valiliğini verdi. M.S. küçük Arşaklı tarihini yazan Bizanslı Faustus kendi zamanındaki Gugarların Pteaşk ünvanlı beylerinin kuzey ordusu başbuğu olduğunu belirtir.

            Yukarıda işaret edildiği gibi,Önasya Sakaları ve Partlar ile Haleflerinin ?Tarih Destanları olan ?Dedem Korkut Kitabında Gogalet denilen eyalet beyleri şöyle anılmaktadır. 

            ?Destursuzca Bayındur Han?ın yağısın basan (düşmanlarını yenen) altmişbin kafire kan kusturan ağ boz atının üzerinde kaz durduran Gogalet (Gugalet?e adını veren) Koca oğlu Şor boyundan Şamşoldın Üç oklu beğ?

 

İSLAM FETHİNDEN İLK SELÇUKLU FETHİNE KADAR

            626,da Kur?anı-Kerim?deki Rum suresinde müjdelenen olay gerçekleşti:Kitab ehli Bizans?a Göktürkler yardım edip, İranlıların yenilmesini sağladılar.Dağıstan Derbend kapısından ordusuyla gelen Hazarlı Çebu Hakan tiflis önlerinde kayser heraklius ile buluşup ona kırkbin atlısını yardımcı verdi. Kayserde bu sayede Musul yakınlarında İran ordusunu yenerek ülkesini geri alabildi. İran dan kurtarılan ve Ardahanın da  içerisinde olduğu Kür ve Aras boyları ile Kızılırmağa kadar olan yerler Hazar Türklerinin idaresine geçti.

            İslam Tarihçisi El Belazuri?nin Fütuh?ul Büldan (Beldelerin Fetihleri) isimli eserinde belirttiğine göre 645 te ilk islam ordusu Erzurum şehrini kuşatırken Ardahan?ı elinde bulynduran Hazarlar ?ın Çamandar boyu ve onlara tabi olan Apkaz/Abhaz?lar yardıma geldi.Ertesi yıl Yani 646?da Habib b. Mesleme idaresinde gelen Arap/İslam ordusu Asoç/Arpaçay, Balagat/Çıldır Gölü ve çevresi, Artahan/Üç Ardahan,Şavşet,Ehli Kalarcet/Ardanuç, Artvin,Borçka, Batum ahalisi hepsi Gugaret/Gurgar eyaletine bağlı olan yerleri, barışla ?Cizye (Yıllık Haraç) vergisine bağlayıp fethetti.

            685?te Kafkasları aşıp gelen güçlü bir Hazar ordusu, Kırk yıl önce Müslüman Araplara bıraktıkları Kür, Aras boyları ile Ardahan?ı alarak onları buradan kovdular. Bizanslılarda AlpTarkan başbuğluğunda gelen Hazarların sayesinde Müslüman Araplardan Erzurum?u geri aldılar.707 yılında bölgeye gelen güçlü bir islam ordusu Hazarları yenerek Kafkasların kuzeyine sürdü. Böylece Ardahan?ında içerisinde bulunduğu bölge tekrar Müslüman Arapların idaresine geçmiş oldu.

            717 ?de güçlü bir Hazar ordusu tekrar kafkasları geçerek Kür ve Arsa bölgesine hakim oldu. Bu Hazar istilası  o kadar etkili olmuştu ki O anda İstanbul?u kuşatmış halde olan İslam ordusu Kuşatmayı bırakmak zorunda kaldı.

            Yüzyıla yakın bir zaman fasılalarla devam eden Hazar-Arap savaşları sırasında Ardahan?ında içerisinde bulunduğu Kür ve Aras boyları sık sık el değiştirdi.764?te Kharezm?li Ast-Tarkan Başbuğluğunda ki Hazar ordusu Kür boylarına inip Müslüman Arapları ağır bir bozguna uğrettı. Hazarlar Tiflis başta olmak üzere bütün Kür ve Aras boylarını işgal ettiler. Bu akını gören rahip Gevond?un Kroniğinde yazdığına göre Hazar ordusunun bu akınlar sırasında aldığı yerler arasında Çeld/Çıldır, Dzavaket/Ahılkelek, Ahıska, Artkhani/Ardahan, Posof-Ahıska arasındaki Vale-Kasi?de vardı. Buraları istila eden Türkmenlere yine Gevond?un yazdığına göre Efsanevi kumandan Bagratlı Sahak, Beylerbeyi sıfatı ile öncülük ediyordu.

            Ünlü İslam Tarihçisi İbn?ül Esir?in ?El Kamil Fit?tarih?isimli eserinde 786 yılında Abbasi Halifesi Harun Reşid?in saltanatının ilk yıllarından itibaren eski Gugaret Eyaleti, Tiflis Emirliğine, Yukarı Aras boyları Düwin Emirliğine Yukarı Çoruk boyları Erzurum emirliğine bağlı olarak idare edildiği yazmaktadır. Buna Göre Abbasi Halifesi Harun Reşid döneminde Ardahan Tiflis Emirliğine bağlı olarak Abbasi/Arap İdaresinde bulunmaktaydı.

            799 yılında Hazar Türklerinin son akını,Ortodoksluğu Bizans?tan alan Çoruk İle ve  yukarı Kür  boyları ve bu arada Ardahan çevresi içinde,yeni bir Milli Sülale idaresine girme fırsatını doğurdu. Bulçan adlı Başbuğları idaresinde gelip Tiflis ve çevresini alan Hazarlar,İranlı/Fars soyundan buradaki Hüsrevli sülalesinin son kişilerini de öldürüp,kökünü kestiler.Bu yüzden asılları Bayburt-İspir ?Skytin?yani Aşkenaz olan Ardanuçtaki Ortodoks Bagratlılar beyi Aşut (786-833), kızkardeşinin kocası son İber karalı Cuvanşirin yerine, İber/Kartli karalı olma imkanına kavuştu. Ancak eski başkent Tiflis,Müslüman Emirliği elinde kalmaya 1068?e kadar devam etti.

            829?da Tiflis Emiri Hattab,kendisine harac ödeyen Kakhet beyi ile Alazan çayı yukarılarındaki Çanar (Laz) kabilesini de yardımcı alıp,Abbasi halifesine isyan etmişti.Onu tenkile giden Düwin Emiri Halid?in ordusuna kendi askeriyle yardımcı olan Bagratlı Küropolat Aşut,bu sırada gösterdiği yararlılığın mükafatını aldı:içerisinde Ardahan?ın bulunduğu eski ülkesine Çıldır gölü ve çevresi ile Ahıskayı da kattı.

            1021?de Bagratlı I. George?yi Bizans?a tabi kılmak amacıyla Kayser II. Basil Oltu-Göle üzerinden ilerledi. I. George ordusuyla Kayser?i Palakatsis (Çıldır) gölü kuzeyinde karşıladı. Yaoılan savaşı kaybeden I.George Kür boyundaki derelere doğru çekildi. Çavaketten geri dönen Kayser Ardahan?a girince halkını tutsak alıp,sürgüne gönderdikten sonra,kışlamak üzere ordusuyla Trabzon?a çekildi.

            Bu sıralarda, Gazneli Devleti elindeki Horasan?a göçüp yurt arayan Müslüman-Oğuz/Türkmen yığınları,Kınık boyundan Selçuk?un torunlarını başlarına geçirip,vatan tutma kaygısındaydılar. Bu yüzden Selçuklu Çağrı Bey idaresinde bir akıncı kolu,Van gölünün doğu ve güneyine akın yapmıştı.1021 yılında yine Çağrı bey idaresinde Aras?ı geçerek, Ani ve Arpaçay?ı, Peç kalesini vurmuş Ani ordusunu burada yanmişlerdi.

            1038 mayısında Gazneli Türk devletini Horasanda yenerek müstakil olan Selçuklular, 23 Mayıs 1040 Dandanakan zaferiyle İran?ıda fethederek İmparatorluk kurup, yüzbinlerce Türkmen Obalarını yerleştirmek üzere,Anadolu?yu Hristiyan Rum/Bizans Kayserliğinden fethe sıra geliyordu. Küçük Asya denen Anadolu?yu ?İslam?ın Farzı Gaza ile fethedip kılıç hakkı olarak yerleşerek vatan tutmak,Dünya nimetiş ve ahiret sevabı kazandırıyordu.

            1054 ocak ayının başlarında Sultan Tuğrul Bey?in rakibi olan amcasının oğlu Kutalmış kendi çerileriyle,Bizans?ın himayesinde ki Kars ve Ardahan?a baskın yaparak buraları alıp yağmalattı.

            1054 yazında Sultan Tuğrul Bey ile gelen Selçuklu Ordusu Erzincan,Bayburt ve Çoruk solundaki Barkal dağlarına kadar akınlar edip,yağma ve tutsaklar alırken,Bizans ve müttefikleri Abkaz-Kartel koruyucuları,karşılarına çıkıp savaşı göze alamadılar.

 

 İLK SELÇUKLU FETHİN?DEN OSMANLI ÇAĞI?NDA ANADOLU-TÜRK BİRLİĞİNE KATILIŞINA (1064-1578) KADAR

            1064 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan (1063-1072) ?İlk batı seferi?sırasında ?İlk Anadolu fethine de? başladı.Veliahd olan oğlu Melikşah ile başvezirine verdiği bir ordu kol,Bizanslılar elindeki Ağrıdağları ile Aras ovayı (Aralı-Iğdır ve Tuzluca) yı açtırırken kendisi, Bizans?ın güçlü müttefiki olan Apkaz-Kartli kralı Bagratlı IV.Bagrat?ın ülkesine doğru yürüdü.Önce Arpaçay başlarındaki Kalkarlar?ı ve sonra Tıryalet bölgesini alan Alparslan?ın ordusu,üç günlük savaş sonunda da,Çıldır Akçakalasın?dan ibaret çifte kaleli (kıyı ve ada da) Akalkalak?ı alınca IV.Bagrat cizye vermeyi kabul ederek Hicri Recep 456?da Selçuklular?a tabi olunca barış yapıldı.

            Çıldır gölü fethinden dönen Sultan ordusu,Borçalı daki Grigoryan Bagratlı merkezi Loru kal?ası üzerine geldi.Buranın beyi II.Gurgen hemen itaat etti. IV. Bagrat?ın yeğeni ile Sultan Alparslan evlendi.Bu evlilikten sonra ahali kitleler halinde İslam dinini benimsedi.

            1068 güzünde iç karışıklıkları yatıştıran Sultan Alparslan, I.Batı Seferine çıkarken, barışı bozup Bizans?ın kışkırtmasıyla akınlara başlayan Apkaz-Kartli kralı IV.Bagrat?ın ülkesine yöneldi. Tiflis?i Caferoğulları Emirliğinden alıp,orada kışladıktan sonra 1069?da karlar erirken ordusuyla Ardahan?a  geldi.Buradan kuzeyde 1069?da Meşe Ardahan/Vardosan (Yamaçyolu) çevresine gelince (bugün halkın Camuşkıran Fırtınası dediği ?abrelin beşi? 18 nisan günü çıkan kar fırtınasında çok zorluk çekildi.Selçuklu kaynağı bu bölgeyi şöyle tanıtıyor.? Kenan oğlu Nemrud?un sakin olduğu ve oradan kule yaparak göklere çıkmak istediği memleket ( Yani Uğuz efsanesinde de adı geçen Hanak kesimi) alınarak harap edildi.Onun doğu yanındaki memleketi (Büyük Ardahan) da alarak,burada bir mescit yaptıran Sultan,1069 (Mayıs ortasına yakın) IV.Bagrat?ın barış isteğini kabul edip onu yine haraca bağladıktan sonra,Gence üzerinden İran?a döndü.

            1075 yılında Kutalmışoğlu Süleymanşah İstanbul?un yanıbaşında ki İznik şehrini alarak Türkiye-Selçuklular?ı Devletini kurdu.Kısa bir zaman sonra ihtilal?ler ile bunalan Bizans?ın içişlerine karışacak ve onlardan harac alacak güce erişti.Bu sırada Aras ve Ardahanı da içine alan Kür boyları da yeni Türkmen göçleri ile doluyordu.Bu sırada güçlenen Apkaz-Kartli kralı II. George Kars ile Meşe Ardahan?ı geri almıştı.1080 yılında Sultan Melikşah Danişmendli Emir Ahmet Başbuğluğunda bir orduyu buraya göndererek bir yıldır işgal edilen Kars ve Meşe Ardahan?ı geri aldı.

            Aynı ordu 1080 yılının 24 Haziranın da,yukarı Poskhov da ve Arsıyan dağı doğu eteğindeki Kol kalesi önüne,Şavşat yoluyla gelen kalabalık bir Apkaz-Kartli ordusunu bozguna uğrattı.Bütün çadır,hazine ve ağırlıklarını bırakıp Eger ?Acara? ormanlarına kaçan II.George ve devleti bu bozgundan sonra bir daha toparlanamadı.Bu yüzden 24 haziran 1080 Posof/Kol zaferimiz için,kartel dilinde ?Didi Türk-Oba? (Büyük Türk Bayramı) denilmektedir. Emir Ahmed başbuğluğundaki Türkmen ordusu Şavşat, Ardanuç ve Çoruk ağzına kadarki Karadeniz kıyıları ile Batum-Acara kesimini fethetti.Arkasında Erzurum,Bayburt,Gümüşhane ve Trabzon ile Rize bölgeside fethedilip,merkezi Erzenrum (Erzurum) olan saltuklu Emirliğine bağlandı.

            Apkaz-kartli kaynağı ?Kartlis-Çkhovreba?da Ardahan sancağının bütününün fethedildiği Kol zaferini müteakip,bu yerlere Türkmen göçlerinin gelip yerleşmeleri şöyle anlatılıyor.

            ?Bu sırada Anadoluya Turki-Koçevniki göçebeler ve sürüleriyle yerleşmeye giden iki büyük Emir yollarını değiştirip Çekirge gibi ülkemize yayılıp,işgal ettiler.Savşet,Acara,Samçikhe (Ardahan,Posof.Ahıska,Ahılkelek ve Çıldır çevresi) hep Türklerle doldu.Dağlara ,Mağaralara kaçan Hrıstiyan ahali giderek azaldı;Kilise ve Manastırlar sahipsiz kaldı.

 

ARDAHAN SANCAĞI BÖLGESİNİN 1080 FETHİNDEN SONRAKİ KISA TAKVİMİ 

Amuderya?dan Akdeniz?e kadar hakim olan Sultan Melikşah zehirlenerek 1092 de ölünce,kardeşleri ve oğulları arsında taht kavgaları çıktı bu durum ülkeyi büyük karışıklıklara sürükledi.Bu durumu lehine kullanmayı düşüne Bagrat Kralı IV.David  Bizans ve Kıpçakların verdiği güvenle Kür ve Çoruk boylarındaki atalar yurdunu almak için fırsat kolluyordu.Tarihi Kıpçak-Türkmen düşmanlığının bu sıralarda kabarmış olması Hristiyanlar?ın işine yarıyordu.        

            1124 yılında Kıpçaklar Erzurumda ki Saltuklu Emirliğine bağlı Çavaket?ten (Ardahan ve Artvin kesimi dahil) İspir?e kadar hudut sayılan yerleri alıp buralara yerleştirildiler.Böylece 1118 ve müteakip yıllarda gelip yerleşenlere eski  Kıpçak,1195 ve sonrasında gelenlere ise yeni Kıpçak denmeğe başlandı.Bu çağda Ardahan-Ahıska Kıpçaklarının beyi ?Beka? (Türkçe Böke/Ejder) Çaksu?da oturuyordu.

            1225 yılında Harezmşah Celaleddin Mengüberti,komşu Müslüman ülkelere akınlar yaparak çok zararlar veren Apkaz-Gürcistan ordularını Haziran 1225?te Revan?ın güneyinde Gerni?de yenmiş ve Ardahan ile Kars?ı almıştı.

            1239?da Moğol Cengiz İmparatorluğunun İran Genel Valisi Baycu Noyan Ardahan?ıda içine alan bütün Aras ve Kür boylarını fethedip Cengiz imparatorluğuna tabi kıldı.1243 Kösedağ savaşında yaralılığı görülen Sargis?e Ardahan ve Ahıska hakimliği verildi.  

            1267 İlhanlı Abaka Han,kardeşi ile girdiği taht mücadelesinde çok yaralılık gösteren Çaklı baba Sargis?e Ardahan ve Ahıska valiliğini verdi.Buralara Atabeklik ülkesi denmeye başlandı. Atabeklik ülkesinde yazı dili Kartvelce,konuşma dili ise Türkçe olarak devam etti. (Bügünde Ahıska, Posof ve Şavşat ağzı dediğimiz; ban/ben, san/sen, babay/baba, anay/ana vs. gibi yüzlerce Kıpçak ağzı sözleri öteden beri buralarda kullanılmakta ve başka bir dil bilinmemektedir.

            1334?te I.Beka?nın torunu I.Korkore Atabek ünvanını  alarak İlhanlılar ve Celayirlılardan sonra Karakoyunlular?a tabi oldu. Böylece Ardahan ve çevresinde Karakoyunlular dönemi başlamış oldu.

            1386?da Kars?ı uzun ve zorlu bir kuşatmadan sonra alabilen ve aldıktan sonra yağma ettiren Timurhan ordusuyla Tiflis?e giderken Ardahan ?da bulunan Kıpçaklı Atabekler de ona tabi oldu. 1405?te Timur?un ölümünden sonra Atabekler ülkesi yine Karakoyunlular?a tabi oldu.O zaman ardahan ve çevresi Nahçıvan valiliğne bağlı olduğundan buraların haracı oraya ödeniyordu.

            1463?te Karakoyunlular kendilerini sıkıştıran Apkaz karalına karşı Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan?dan yardım istediler.Uzun Hasan Temür bek idaresindeki bir orduyu yardıma gönderdi.Karakoyunlular Akkoyunlular?ın Yardımıyla düşmanlarını mağlup ettiler ve Ardahan dahil idarelerindeki yerler Akkoyunlular?a tabi oldu.

            1472 yazında Akkoyunlular?a itaatten çıkan Atabek-Bahadur ile Kartli kralı ülkesine sefer eden Uzun Hasan Ahıska ve Tiflis?i alıp,iki ülkeyide Tiflis?e tayin ettiği kendi valisine bağladı.İşte bu sırada Ardahan Türkmanları denilen ve çoğu yaylakçı ve kışlakçı olup,giyimleri, kuşamları  ve dokumaları ile,Oğuz töre ve geleneğini yaşatan, Hanak-Damal/Meşe Ardahanda ki  Türkmenler,Uzun Hasan tarafından Maraş-Altı?ndaki yerlerinden getirtilerek,hudut korucusu olarak buralara yerleştirildiler.

            1477 Yılındaki Akkoyunlu seferi tesiriyle, Yukarı Kür ve Çoruk boylarındaki Kıpçaklı Atabekler ülkesi, Çaklılar sülalesi elinde beş beyliğe bölündü.1) Merkezi Ahıska olup; Azgur olup Altunkale/Edigön/Koblıyan,Poskhov, üç Ardahanıda içine alan anakol Samçhike 2) Merkezi Çıldır Akçakalası olup; Ahalkeleki de içerisine alan Çavaket,3) Merkezi İmerhev olup yukarı Acarayı da içine alan Şavşet-Maçakhalet,4)Merkezi Ardanuç olan ve Artvin,Borçka ve Gönyeyi içerisine alan Kalarçet,5) Merkezi Oltu olan ve Şenkaya ,Bardız ve Narman?ı ihtiva eden Tao.

            1479?da bu beş Atabeklikten üçüncüsü fatih döneminde Osmanlı devletine bağlandı.Trabzon sancağına bağlanan bu Atabekliğin halkı da gönüllü Müslüman olmaya başladı.

            1514 yılında Yavuz Sultan Selim Çaldıran seferine giderken Çıldırdan İspir?e kadar olan yerlere hükmeden Akkoyunlu Mirza Çabuk Bey sefer gidişi ve dönüşü esnasında Osmanlı ordusuna önemli ölçüde iaşe yardımında bulundu.

            1536 yazında Osmanlılar?ın ilk Erzurum Beylerbeyi olan Dulkadirli Mehmed bey,Kanuni Sultan Süleyman?ın emriyle Şah Tahsmab?a tabi olan Akkoyunlu Mirza Çabuk?un kardeşi IV.Korkore?nin ülkesine akın etti.Daha önce zikrettiğimiz beş Atabeklikten biri olan Tao ile Livana (Artvin-Yusufeli) alınıp Erzurum?a bağlandı

1551?de Erzurum Beylerbeyi Sarı İskender Paşa ordusuyla Şah Tahsmab?a bağlı Atabek II.Kayhosrov?un ülkesine yürüdü.13 Mayıs?ta Ardanuç fethedildi.Anakoldan ilerleyen Paşa Göle, Hanak, Ardahan ve Hoçuvan kesimlerini alarak, Osmanlı hududunu Çıldır ile Poskhovda kısır ve ulgar dağlarına dayadı.

Atabekler hükümetinin son yurdu III.Sultan Murad çağında Safevi-Osmanlı savaşları sonucunda Osmanlı devletine bağlandı. Göle ve Hoçuvan?a Diyarbekirden getirilen Osmanlı devletine sadık Kürt aşiretleri yerleştirildi.Bu aşiretlerin kökeni de anonim Oğuz kaynakları Şerefname ve İskenderneme?ye göre Oğuzlara dayanmaktadır.

8 Ağustos 1578?de yüzbin kişilik ordu ile Ardahan?dan çıkan Serdar Lala Mustafa Paşa, İran?ın Çıldır hududundaki Begrehatun düzünde konakladı.Bu sırada İranlılar?ın hakimiyetine yüz çeviren ve iki oğlu ile Altun Kal?a hakimesi olarak Edigön?de bulunan,Atabek II.Khoshorv?un ölümüyle dul kalan İmed Hatun?un elçisi ve itaatnamesi serdar?a ulaştı.serdar?ın emriyle o gün şafakla Poskhov?a girenArdahan Sancakbeyi Abdurrahman,Vale kalasında savaşsız fethetti

            9 Ağustos 1578 sabahı hududu geçip Şeytan Kalesinide topla alan Osmanlı ordusu ilerlerken,geceden pusuya yatmış kalabalık İran ordusuyla Çıldır gölünün kuzeyindeki düzlükte kanlı bir savaşa girdi.Muharebeyi Osmanlı ordusu kazandı.Çıldır meydan muharabesi 1514 Çaldıran Savaşından beri İran?la Yapılan ikinci muharebe idi.Aynı gün Abdurrahman beyin Ardahan Sancağındaki askerleri Ahıska, Tümük, Hırtıs ve Ahılkelek kalelerini işgal etti;Çıldır Akçakalası da alındı.Lala Mustafa Paşa itaat edip müslüman olan İmed Hatun?un oğluna kendini hatırlasın diye Mustafa adını verdi.Anadilleri temiz türkçe olan atabekler ülkesi halkı müslüman oldu. Bundan sonra kurulup gelişen Ahıska ve Ardahan medreselerinden birçok şairler, bilginler, paşalar yetişti.Çıldır Eyaleti 1647?de Evliya Çelebinin tanık olarak belirttiği gibi,Anadolunun İran hududunda erler yatağı olarak serhadlık etti bu durum 1828 deki Rus istilasına kadar sürdü.

 

OSMANLI DÖNEMİ

            Ardahan ve çevresi kesin olarak 1573 tarihinden itibaren Osmanlı topraklarına tamamen katılmıştır.1552 tarihli tarihli terakki defterinde Ardahan?ı ilk defa sancak olarak görüyoruz.1554 tarihinde ise Ardahan Sancak beyi olarak Mehmed beyin adı zikredilmektedir.Bu durumda Ardahan Sancağının ilk sancak beyi olarak Mehmed beyi kabul etmek durumundayız.Hicri 963 M.1 Aralık 1555?te Mehmed bey Hınıs sancağına tayin edilmiştir,ne var ki yerine Ardahan?a kimin atandığı belli değildir.1558 tarihli terakki defterlerine göre 1558 yılında Ardahan?a Ardanuç sancakbeyi Kara Mehmed bey?in tayin olunduğunu tesbit ediyoruz.Bu kayıtlardan ve daha sonra yapılan atamalardan anlaşılacağı gibi Ardahan Sancağı,Ocaklık sancaklık olamayıp,normal sancaklar statüsündeydi.

            Ardahan?ın sancak olmasını müteakip tahrir edildiği anlaşılıyor.Nitekim Başbakanlık arşivindeki 313 numaralı tapu defterinde,Ardahan Sancağının Erzurum zaimlerinden Ömer tarafından Tecdid-i Kitabet edildiğini ve bu sancağın dirliklerinin 1557?den itibaren Defter-i cedidi-i hakaniye (Yeni defter) kaydedildiğini ve sahiplerinin ellerine tezkere (İşletme ve işleme Ruhsatnamesi/Bir nevi Tapu) verildiğini tespit ediyoruz.

            Sancağın dirliklerinin tespit edildiği bu defterde ayrı birer sancak olan Kemhıs ve Peneskird?inde Ardahan?a bağlandığını görüyoruz.

            Ardahan Sancağında  1574 yılında ikinci bir tahririn (Arazi düzenlenmesi) yapıldığını görüyoruz.

            1575 tarihinden itibaren Ardahan Sancağının Ardahan-ı Büzürk yani büyük Ardahan adını aldığını görmekteyiz.Ardahan kalesinin 1559 dan itibaren inşa edilmeye başlandığını ve kalenin tam olarak 1578 yılında bugünkü şekline kavuştuğunu görmekteyiz.Ardahan Kalesinin batıdaki büyük kapısındaki 65x71 cm.lik sert kızıl taş üzerine kabartma nesih yazı ile üç satırlık kitabede Kanuni Sultan Süleyman?ın Saltanatının son zamanlarında konulmuştur.Kitabenin aslı şöyledir.

 

BUNİYE Bİ-EMRİ ES SULTAN?ÜL AZAM MEVLA MÜLAKÜ?L ARAP,VE?R-RAM VE?L ACEM,SAHİBÜ?L-BERR VE?L-BAHR ES-SULTAN SÜLEYMAN İBN-İ SELİM HAN HALLAD-ALLAHU MİLKEHU Fİ ŞEHR-İ ŞEVVAL 963.

 

(Arap,Anadolu ve Acem Meliklerinin bağlı bulunduğu karalar ve denizlerin sahibi Selim Han oğlu Büyük Sultan Süleyman?ın emri ile yapıldı.Allah onun ülkesini ebedi kılsın.Ağustos 1566)

            Ardahan Kalesi Kanuni Sultan Süleyman devrinde mükemmel bir şekilde hizmete sokulmuş,kapısına da yukarda belirtilen Arapça Kitabe konmuştu.Devrin önemli devlet adamlarından Ayas Paşa,kale içinde Ulu Camii/Cami-i Kebir inşa ettirmişti.Zamanla haraplaşmaya başlayan caminin tamiri için 1699 yılında Ardahan kadısına şu hüküm yazılmıştır.

            ?Ardahan Kadısına hüküm ki

        Ardahan kal?ası ahalisi gelüb,kale-i mezbare dahilinde de müteveffa Ayas Paşa?nın bina eylediği Cami-i Kebirin üç zira miktar-ı hin-i tamirde kargir bina olmayup,mürar-ı eyyam ile kesret-i emtardan mündehim olup meremete muhtac olmakla,taraf-ı şerr?den üzerine varılub şerr?ile keşfolundukça,ancak 50 krş ile tamir olunur, deyu tahmin ile şerr?ile keşif ve hüccet olunup,vakfın müsaadesi olmakla,şerr?ile tamir olunmak için yazımıştır.? Nisan 1699

            Hükümden anlaşıldığına göre Ulu Camii ayrıca Ayas Paşa?nın ayırdığı vakıflara sahipti.

 

OSMANLI HAKİMİYETİNİN İLK YILLARINDA ARDAHAN?DA   ULAŞIM

            Ardahan Sancağı bağlı bulunduğu Erzurum Beylerbeyliğinin merkezi olan Erzurum?a iki yoldan bağlı idi.

            Güneydeki yol sadece yaz aylarında kullanışlı olabiliyordu.Bu yol;ardahan-Kars-Bardız,Zivin-Horasan ve Hasan Kalesi (Bu günkü Kars yolu) yoludur.Diğer yol ise yine Ardahan?dan başlıyor ve Küçük Ardahan (Göle) Akşar Penek,Oltu,Namruvan (Narman) ve Tortum Kasabalarını (Bu günkü Göle-Oltu Yolu) takip ediyordu.Birinci yoldan gidenler Erzurum?a ?Kars Kapu? denilen yerden,ikinciler ise ?Gürcü Kapu? denilen giriş noktasından dahil olamaktaydılar.

            1578?de Batum gibi Karadeniz iskelesini,Ardahan?a ulaştıran adi bir yolunda Ardanuçtan geçtiği yine belgelerden öğrenilmektedir. 5 Nisan 1578 tarihli belgede şunlar gözlemlenmektedir. ?Batum?da gemi kışlayacak liman olmayıp (Batum?un) Ardanuç?tan Ardahan?a çıkan bir yolu vardur.Eger tamiri ferman olunursa,at,katır ve deve beş altı günde Ardahan?dan Batum?a varur.? Diye bildirilmektedir.ileride ifade edileceği gibi bu dağlık yol II.Abdülhamid devrinde gündeme gelecektir.

 

XVIII YÜZYILDA ARDAHAN/ÇILDIR EYALETİ

            Osmanlı yazarlarından Hezarfen Hüseyin Efendinin verdiği bilgilere göre Ardahan bir ara Kars Eyaletinde, sonrada Çıldırdaki taksimat içerisinde yer almaktadır.Onun yazdığına göre Kars Eyaletine bağlı Livalar şunlardır.

            Liva-ı Kars

            Liva-ı Zaruşat

            Liva-ı Keçivan

            Liva-ı Hoçuvan

            Liva-ı Ardahan-ı küçük (Göle) dir.

Hezarfen Hüseyin Efendi Eyalet-i Çıldır ve Ardahan hakkında şu bilgileri yazmaktadır.

            ?Liva-yı Ardahan-ı Büzürk;Hass mir-i liva,ber vech-i yurdluk ve ocaklık,dörtyüzaltmışi ikibin akçadır.Zeamet dokuz, timar yüzseksenaltı.

            Evliya Çelebide Erzurumda gümrük görevlisi iken Ardahan ve dolaylarını görmüş ve gezi notlarında yöreye ait bilgiler vermiştir.Kara Ardahan,Göle ve Kazan hakkında şunları kaydetmektedir.?Kara Ardahan kalesi Selim Han-ı evvel fethidir.Çıldır eyaletide Sancak Beyi tahtıdır. Beyinin hassı 200.000 akçedir:Sancağında 8 timar,seksenyedi zeamet vardır.Alabeyisi Çeribaşısı,dizdarı ve ikiyüz kalfa neferatı vardır.

Beyin atlılar ile 1000 kadar askeri olur.150 akçalık paye ile şerif kazadır.Nakibul Eşrafı yoktur. Müftisi Ahıskadadır.Kalesi yalçın bir kaya üzerinde kaya şeklinde Şeddadi bir kaledir.Bir taraftan havalesi yoktur.Yetmişiki kulesi,üç kapısı vardır.Ardahan çevresinde olan kaleler; Vale, Gümek, Acaris,Kinzo,Kazan kalesi. Bu kalelerin hepsi Lala Paşa fethidir.Mektebleri,çarşıları ve hanları vardır.Su ve havası soğuktur. Bağ ve Bahçeleri görükmez. Meyve ve sebzesi Tortum ve Acaradan gelmektedir. Ardahan ahalisi mümin sünnet ehli ve garip dostu insanlardır. Ekserisi tarımla uğraşmaktadır. Dağlarında güzel meyvesi olur. Bu kale Erzurum?un kuzeyinde beş konaklık yerdedir.Ardahan Kars?ada bir konaktır.?

            Evliya Çelebi Ardahan?dan sonra Küçük Ardahan?ın merkezi Göle?ye dair de şunları anlatmaktadır.?Buradan yine batıya taşlık yerlerden geçerek,Göle kalesine geldik.Ahıska toprağında Gürcistan Beylerinden Levend Han binasıdır.Tahrir,Selim Han üzre Çıldır Eyaletinde sancak beyi tahtıdır.Beyinin hass-ı Hümayunu,kanun üzre 300.000 akçadır.Alaybeyi,Çeribaşısı kale dizdarı ve askerleri vardır.Kele Selim Han fethi olup  olup,yalçın bir kaya üzerindedir.150 akçalık kazadır.Camii ve hanı,hamamı vardır.

            Ardahan, Kars, Ahıska ve Çıldır gibi merkezler yine bu asrın sonunda merkezden atamalar yoluyla idare edilmiştir.Bazen,ocaklık ve yurtluk sahibi ve ahalinin ?Atabey?diye isimlendirdiği kimseler de yönetimde yer almışlardır.Bunlar XVIII.yüzyılda bir ekol teşkil etmişler ve sosyal hayata damgalarını vurmuşlardır.

 

1702-1703?DE ÇILDIR EYALETİ

            Osmanlı Devlet adamlarından Halil Paşa 1702?de Erzurum Beylerbeyliğine atandı.Bu dönem Osmanlı devlet adamlarından Defterdar Sarı Mehmet Paşanın?da layihasında belirttiği gibi Büyük ve Küçük Ardahan?ında içerisinde bulunduğu civardaki tüm sancaklar Çıldır Eyaleti içerisinde toplanarak Halil Paşaya bağlandı.

            1694 ile 1732 tarihleri arasında Çıldır Eyaletine bağlı Sancak sayısı 14?tür.Defterdar Sarı Mehmed Paşanın ?Zübde-i Vekaiyat?isimli eserinde yazdığına göre bu 14 sancak içerisinde Ardahan şu kısımlardan oluşmaktaydı:

1-     Nahiye-i Hoçuvan der Liva-ı Ardahan-ı küçük

2-     Nahiye-i Şimal der Liva-ı Poshev

3-     Nahiye-i Mişe der Liva-ı Ardahan-ı Büzürg

4-     Nahiye-i Gönye der Liva-ı Poskhev

5-     Karye-i Hamaş der Liva-ı Ardahan-ı Büzürg

6-     Nahiye-i Germücük der Liva-ı Ardahan-ı küçük

7-     Karye-i Çardak der Liva-ı Ardahan-ı Küçük

Bu Örnekler ile XVIII.Yüzyıl başlarında Ardahan ve çevresi hakkında özellikle yerleşim yerleri açısından fikir edinebilmemiz mümkün olabilmektedir.1694 ile 1732 yılları arasında bu yerlerde isimleri geçen kişilerden bazıları şöyledir:

            Süleyman,Mehmed,Ahmed,Mustafa Veled-i Mehmed, İsmail, Osman Mirza, Abdal, Mehmed

Mahmud,Resul, Hızır,Abdülbaki Veled-i Derviş, Ali Mirza, idris, Abdurrahman, İdri Veled-i Süleyman.

            Bu defterde, diğerlerinde görüldüğü gibi Ocaklık, Yurtluk ve çiftlik olarak verilen araziler de mevcuttur. Gelir ise 22000.akçe ile sınırlı kalmaktadır.

 

ARDAHAN VE ÇILDIR 1722-1732

            XVIII. Yüzyıl başlarında Ardahan-ı Büzürg yani büyük Ardahan olarak belgelerde geçmekte ve Çıldır dahilinde gösterilmektedir.Sancak Beyi Yahya?nın ölümü üzerinde bu sancak idaresinde kısa dönemli bir problem çıktı.Yahya?nın babası Süleyman idareden vazgeçmesine rağmen daha sonra bir ariza gönderdi.Altı ay müddetle Ardahan?ın idaresini elinde tuttu.İstanbul onun bu hareketinden memnun olmadı ve Erzurum Beylerbeyliğine bir Emirname gönderilerek duruma müdahale edilmesi istendi.Bunun üzerine Yahya?nın oğlu Hafız İbrahim Baasının haklarına sahip olarak Sancak Beyliğine getirildi.

            1791 yılında Çıldır Beylerbeyi Süleyman Paşanın aniden ölümü üzerine yerine İshak Paşa getirildi.Çıldır Beylerbeyliğine İshak Paşanın getirilmesi Ardahan da dahil olmak üzere Çıldır?a bağlı bulunan Sancaklar ve buralar ahalisinin hiç hoşuna gitmedi.İshak Paşanın tepki çekmesine neden olan en önemli olay askeri birliklerin içerisinde Hristiyanları da kullanmak istemesidir.Tepkilerden bunalan İshak Paşa Ardahan Kalesine geldi ama kendisini istemeyen ahali tarafından şehre sokulmadı.Diğer Sancaklar da Ardahan örneğinde olduğu gibi birlikte hareket ederek İstanbul?a şikayet üzerine şikayet göndermeye başladılar.Neticede İshak Paşa görevden alınarak yerine Şerif Paşa atandı.Adı geçen bu İshak Paşa bugün DoğuBayezid?de bulunan İshak Paşa sarayını yaptıran ve ona adını veren İshak Paşa?dır.

XIX YÜZYIL BAŞLARINDA ARDAHAN VE ÇILDIR OLAYLARI

            18 Aralık 1800 yılında Çar Paul?ün manifestosu ilke Gürcistan resmen Rusya?ya katılmıştı. Böylece Ruslar İran ve Türkiye yani Osmanlılar ile komşu oldu.1807 2de Ruslar kalabalık bir orduyla sınırı geçip Ahıska?ya doğru ilerlemeye başladılar.1807 ve 1810 sürecinde Ruslar kendi lehlerinde Osmanlılar?a karşı bir takım başarılar kazandılar.

            1810 yılında Osmanlılar karşı bir hareketle Gürcistan üzerine yürüdüler. Bu haberi alan Rusların İtalyan asıllı generali Palucci Ahılkelek üzerine yürüdü ve buradaki Türk Kuvvetlerini bozguna uğrattı.

            1811 yılında bölgede Ruslar?a karşı Osmanlı-İran ittifakının gerçekleşmesi Rusların daha fazla ilerleyememelerine neden oldu.

            16 Mayıs 1812?de imzalanan Bükreş antlaşmasıyla Osmanlı devleti 1807?den itibaren Kafkaslar?da kaybettiği topraklarına yeniden kavuştu.

            1816 yılında İsyan eden Acara?lı Ahmet meselesi devlet?i epeyce uğraştırdı.Ardahan ve çıldır?da bulunan askeri kuvvetler Acara?lı Ahmed?in tedibi için epeyce uğraştılar.

 

İLK RUS İSTİLASI  (1828-1829)

            1829?da Ardahan,Kars,Ahıska ve Erzurum dolaylarında ön plana çıkan bir komutan vardır.Bu Salih Paşa?dır.Rus genarali Paşkeviç kaçar hanedanını mağlup edip Revan (Erivan)ı aldıktan sonra Buralara Ermeni göçü başiladı.Bugünkü Büyük Ermenistan hayalinin kökleri Revan?ın düşmesinden sonraki Ruslarca başlatılan İskan politikasına dayanmaktadır.Batıya doğru ilerleyen Paşkaviç Ahıskayı kuşattı.Kahramanca direnen Ahıska gıda ve iaşesinin bitmesi neticesinde Ruslar?a teslim oldu.17 Ağustos 1828?de Ahıska?ya giren Ruslar şehri yerlebir ettiler,akla gelmedik zulümler yaptılar.

            Kars?ı ele geçiren Ruslar bu sefer Ardahan?ı ele geçirmenin planlarını yapıyorlardı.Zira Ardahan Erzurum?a giden yol üzerinde idi.Ordu Komutanının emri ile Ardahan ü,zerine yürüyen Genaral Murayev 22 Ağustos 1828?de şehri aldı. Böylece Ardahan ilk işgal acısıyla tanışmış oluyordu.Ardahan?ın düşmesinde muhtemelen Ahıskanın düştüğü feci durum önemli rol oynamıştı.Rus dehşetinden korkan Ardahanlılar canlarını kurtarabilmek için nazlı yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlar,Oltu-Narman üzerinden Erzurum?a bir sel gibi akmışlardı.

            1829 ?da Ardahan ve çevresinde savaşlar yeniden başladı.Acaralı?lar Nisan 1829?da Suskap/ Aşık Zülali köyü yakınında Ruslar?a yenildiler.Salih Paşa bunun üzerine Hakkı Paşa?yı Posof?a yolladı.Ardahan üzerinden Posof istikametinde giden Türk kuvvetleri yine Suskap cıvarında Ruslar?a yenildiler.Yalnızçam cıvarında bulunan 8000 kişilik Osmanlı kuvvetleri de Ruslar karşısında tutunamayarak dağılmışlardı.Ruslar artık Ahıska ile Yalnızçam arasındaki güvenliği tam olarak sağlamışlardı.Erzurum önündeki Ardahan-Posof savunma hattını kıran Ruslar 25 haziran 1829?da Erzurum?u ele geçirdiler.           

            Ruslar 1829 sonbaharına doğru Ardahan ve Erzurum dahil olmak üzere bütün önemli merkezleri ele geçirmişlerdi.Bunun üzerine Osmanlı Devleti acilen barış istedi.

 

EDİRNE ANTLAŞMASI (14 Eylül 1829)

            Edirne antlaşması bölgedeki savaşa fiili olarak son verdi.Çıldır,Ahıska,Ahılkelek savaş  tazminatı olarak Rusyaya terkedildi.Buna karşılık Ardahan,Göle,Oltu,Poskhov,Şavşat,Livana Osmanlılara geri veriliyordu.Bu antlaşmadan sonra Ruslar,Ermenileri sınır gerisine çekmeye başladılar.Asıl amaçları Ardahan ve Kars karşısında tampon hudut teşkil etmekti.

            Edirne antlaşması Ardahan için yeni bir devrin başlamasına sebep olmuştu.Çünkü Ahıska ve Ahılkelek?in Rusların eline geçmesiyle Ardahan Osmanlı devletinin Kuzeydoğuda ki son Toprağı yani Serhat durumuna düşmüştü.Artık bu tarihten sonra Türk topraklarına gelecek ilk saldırıyı Ardahan göğüsleme durumunda olacaktı.Bu dönemi Ulemadan Ahmet Dursun Efendi Natıki mahlasıyla yazdığı şiirlerinde işlemektedir.Bu şiirlerin bulunduğu yazma bugün Beyazıd devlet kütüphanesinin Türkçe yazmalar bölümünde 1225 sayılı tasnifinde bulunmaktadır.

 

İKİNCİ RUS İSTİLASI 1855-1856

            Osmanlılar olası bir Rus tehlikesine karşı devrin en geçilmez savunma hatlarını Ardahan-Kars ve Erzurum hattında inşa etmeye başladılar.Çarlık ordusunun karagahı ise 1829 sözleşmesş ile Rusyaya bırakılan Ahıskada bulunuyordu.Ardahanda ki Osmanlı Komutanı Ali Paşa idi. Karadenizdeki Rus Osmanlı mücadelesi Ardahan?ın bulunduğu bölge de yeni bir Osmanlı-Rus savaşının çıkmasına neden oldu.Sinop?ta Osmanlı donanması Ruslarca yakılanca devlet Rusya?ya Savaş ilan etti.Özellikle bu sırada Avrupa basını bölgede ki Rus-Osmanlı çekişmesi ile yakından ilgileniyor,Ardahan ve etrafındaki durumu Rus kaynaklarına dayanarak okuyucularına ulaştırıyorlardı.Ardahanda ki Osmanlı kuvvetleri tam bir teyakkuz halindeydiler.

            24 Mayıs 1855?te Genaral Murayev,sınır noktası Arpaçay?ı geçti.Çok kanlı çatşmalara sahne olacak Kars kalesi kuşatıldı.Rusların bir kolu?da Erzurum istikametine yöneldi.Hemen hemen bütün doğudaki harp hali Ardahan için endişe verici idi.Nitekim Kars?tan gönderilen ve Ahıskadan gelen kuvvetlerle birleşen Ruslar Ardahan?ı ele geçirdiler.Osmanlı kuvvetleri zorunlu olarak Göle?ye ordan?da Oltu?ya çekildiler.Ardahan yıllar sonra bir Ramazan ayının sonlarında Rus çarlık ordularının kahredici pençesine düştü.(11 Haziran 1855)Osmanlı kaynaklarında bu dönemde Ardahan?ın el değiştirmesine ilişkin şu bilgiler verilmektedir.

?Ardahan Garnizonu,ana kuvvetlerle irtibatın kesildiğini görünce,kaleyi terk etti.Ardahanlılar kendi başlarına kaldıklarını görünce 11 Haziran?da fazla kandökülmesini engellemek için teslim olmaya karar verdiler.General Kovalevskiy,bunu kabul etti.Kalenin eski bedenleri tahrip edildi.Askeri düzene ait ne varsa yıkıldı.Böylece Ardahan Rusların eline geçmiş oldu.

            Osmanlı Rus savaşında Ardahanlılar?dan Hacı Hüseyin Paşa ve kardeşi Hasan Bey?in gösterdiği kahramanlıklar bölge ahalisi tarafından takdirle karşılanmıştır.

            Birkaç gün sonra İstanbul?daki Takvim-i Vekayii gazetesi Ardahan?ın düşüşünü ?çok acı bir haber? şeklinde okuyucularına duyurdu.

            Serasker Zarif Paşa?da hatıralarında Ardahan?ın düşüşü ile ilgili olarak ?İstanbu Kapısız kaldı?şeklinde söylemektedir.

            Osmanlı orduları Çarlık orduları karşısında bir önceki savaşta olduğu gibi yine bütün cephelerde yenilince devlet acilen barış istedi ve taraflar Paris?te barış masasına

 

 

16. TÜRMOB Olağan Genel Kurulda yapılan konuşma
Seçim sistemi reformu (devam)
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, 146 Yaşında
Korku üretenler kaybetti
Kafkas Üniversitesinde açılış
Prostat Kanseri Tedavisinde: BRAKİTERAPİ
Atatürk’ü doğru anlamak
Göle Lisesi’nden New York Universitesi’ne
Ağam nerden aşar bu Tiflis’in yolu?
İnsan Haklarının Tarihsel Gelişimi
İstanbul'un En İyi İkinci Projesini Ardahanlılar Hazırladı
İstanbul'da Sivil Toplum Kuruluşlarının katıldığı İstanbul'un
06.03.2007
 
Göleliler olmayan hesabı birbirinden sor
AKP sözünü tutmadı
Adalet Bunun neresinde